Ahmet Antmen
Yansiklopedi sitesinden
Ahmet Antmen, Büyük şair, yazar, eleştirmen, Nikbinlik dergisinin(TKP) genel yayın yönetmeni. Aynı zamanda çapkınlıklarıyla ünlüdür. Farklı zamanlarda tkp üyeliği yapan ve halen üyeliği devam eden Ahmet Antmen'in gür sesi kızları etkilemektedir. Şiir okurken kaşını gözünü oynatmadan, havaya bakarak nasıl ses çıkardığı çözülememiştir. Ağzını da kıpırdatmadığı düşünüldüğünde dikkatler Antmen'nin vazgeçemediği lezzete, kuru fasülye pilava yönelmektedir. Yoksa Antmen osurmakta mıdır şiir okurken?
Hakkında daha pek çok süpekülasyon üretilen Ahmet Antmen, yolunun Nazım Hikmet'in yolu olduğunu söylemiş, bu uğurda saçlarını sarıya boyatmış; ama daha boyası kurumamışken başını yastığa koyarak bir çuval inciri berbat etmiştir. Bu laubaliliğe sinirlenen Kemal Okuyan, Ahmet Antmen'i başkentten uzaklaştırmak için Sanat Cephesi komutanlığına atamıştır. Fakat Antmen, Yapı Kredi Yayınları Kuvvetleri karşısında giriştiği 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı kutlama savaşından ordularının hemen hemen tamamen imhasıyla çıkmış, elinde kalan bir avuç kuvvetle 10 Kasım'da Anıtkabir'e sığınmışsa da mozeleye çelenk koyamadan geri dönmüştür. Ahmet Antmen'in bu başarısızlıkları onun Kemal Okuyan nezdindeki itibarını iyice sarsmışsa da Antmen'in gür sesi onu Kültür ve Üreme Bakanlığına taşımıştır. Kendisini çapkınlık ve kadın hırsızlığıyla suçlayanları Antmen şöyle yanıtlamıştır: "Ben cüretkâr bir siyasi hareketin kültürlü bir mantarıyım. O kadar kültürlüyüm ki bölünmeden(üremeden demek istiyor) duramıyorum. Ne yani meydanı Chp'ye mi bırakalım? Biz yapıyoruz ki bildiğimiz bir şey var. Affınıza sığınarak yinelemek istiyorum ki TKP kışın Kemalistlerden etkilenir. Yazın da Kemalistler TKP'yi etkiler. İşçi sınıfı vardı da biz mi içtik? Ulusalcılaştıysak biz ulusalcılaştık. Binanaleyh TKP komünist değildir. Ama TKP komünist değil diye de kapatıp gidecek değiliz. Faşistleri bırakın şeriatçılara bakın. İşçi sınıfı devrim yapacak olsaydı hep birlikte büyük bir fabrika yaptırır, içinde bildiri dağıtırdık." şeklindeki demeciyle gönüllerde taht kurmuş, hemen ertesi gün TKP genel sekreteri Kemal Okuyan tarafından Saddam Hüseyin'e anti-emperyalist diyerek tepki toplayan Aydemir Güler'in yerine parti genel başkanlığına yükseltilmiştir.
[değiştir] Ahmet Antmen ve Şirinler
Ahmet Antmen henüz küçük bir SİP/TKP sempatizanıyken kendisine Kemal Okuyan imzalı mühürlü bir mektup gelir. Merakla mektubu açan Antmen okudukları karşısında dehşete düşer. Kemal Okuyan, Antmen'den Şirinler Köyünü istila etmesini istemektedir. Ahmet Antmen düşünür: Ufukta devrim varken insancıl duygularını bir yana bırakması gerekmektedir. Böylece Ahmet Antmen komutasındaki 57. alay hiç kayıp vermeden köyü ele geçirir. Şirinler köleleştirilir ve başlarına merkez komiteden atanan bir vali getirilir. Bu valinin adı Boynuzbaşı'dır. Boynuzbaşı idealist bir yöneticidir. Köyde yaşanan insan hakları ihlâllerine dayanamaz ve Şirinler Köyü işgal yönetimiyle(yani Ahmet Antmen'le) sürtüşmeye başlar. Bu sırada Boynuzbaşı, Şirine'ye aşık olmuştur. Casusları aracılığıyla bu büyük ihaneti öğrenen Ahmet Antmen, Şirine'yi kendisi etkileyerek ona sahip olur. Olayı bu kez kendi istihbarat örgütü sayesinde öğrenen ve delice hiddetlenen Boynuzbaşı(ileride sayıları çok artacak ve boynuzbaşları olacaklardır), Antmen'i duelloya davet eder. Antmen de zaten bunu beklemektedir. Hemen mezkez komiteye haber gönderir. Olağanüstü toplanan TKP Merkez Komitesi, Boynuzbaşı'nın bir vatan haini olduğu yönünde karar alır. Müşir Helmuth Kashar'ın başkomutanı, Miralay Body Headson'un kurmay başkanı olduğu Yurtsever Cephe Cumhuriyet Muhafızları'nın en seçkin alayı olan 9. Alay, Boynuzbaşı İsyanı'nı bastırmak üzere harekete geçer. Gargamel'in Şatosu ovasında gerçekleşen savaşı Helmuth Kashar korkup kaçmaya hazırlanır ve 9. alay birlikleri dağılmaya yüz tutmuşken komutası altındaki süvarileri toparlayan ve yalın kılıç saldırıya geçen Body Headson sayesinde TKP kazanır. Muharebeyi Birleşmiş Millletler temsilcisi Mümtaz Karakuş bizzat şatonun penceresinden izlemiş ve gelişmeleri saati saatine not etmiştir. Savaş sonunda bütün şirinler ve Ahmet Antmen'in emirlerini dinlemeyerek Boynuzbaşı ve Şirin Baba saflarına katılan 57. alayın kahraman askerleri katledilirler. Yağma öyle boyutlara ulaşır ki Antmen şirinlerin mantardan evlerini dahi hunharca söker ve yer. Bu olaydan sonra, edebi yönüne atfen yaşadığı müddetçe "Kültür Mantarı Ahmet Antmen" olarak anılacaktır.
Bundan sonra Ahmet Antmen'i Rusya'yla ilişkileri geliştirme çabasındayken göreceğiz. TKP'nin, yeni Rusya emperyalist değildir söylemini destekleme amacı güden Ahmet Antmen, Türkiye'de de emperyalist güdüleri olmayan barışçıl koloniler kurmak ve böylece Kürt sorununu çözmek üzere 100 Rus kadını Moskova'dan, içinde Kemal Okuyan'ın Fransa'dan ithal ettiği peynirlerin de bulunduğu Tkp özel uçağıyla İstanbul'a getirtmiş, akabinde ruslarla beraber Galata Kulesi'ne kapanmıştır.
4 yıllık merkezi planlama sonuç vermiş, herhangi bir emperyalist amacı olmayan Rus-Antmen Kırması 800 çocuk ülkenin en ücra köşelerine kadar gönderilmiştir. Böylece Tkp 2009 yerel seçimlerinde oy oranını %12'ye kadar çıkarmayı başarmış, Mars ve Venüs gezegenlerinin belediyelerini kazanmıştır. Antmen, Karlofça Antlaşması'ndan beri süregelen Doğu Sorunu'nu ebediyen çözüme kavuşturan yegane lider olarak tarihe geçmiştir.
[değiştir] Ahmet Antmen'in Ölümü
Hayatını partisine, devrime ve elbette ki kültür mantarı yetiştiriciliğine adayan Ahmet Antmen, yine kültürel çalışmalarından birinin üstündeyken aniden kopan çükünü yeni yazmanlarından birinin içinde unutmuştur. Morali bozulan Antmen, bütün görevlerinden istifa ederek Bolu ormanlarındaki safiyesine çekilmiş ve eski kültürel günlerine hasretle bakarak gün aşırı mantar çorbası içmekle yetinmeye başlamıştır. Fakat bu değerli edebiyat ve siyaset adamı ormandan topladığı mantarların zehirli çıkması üzerine 10 Kasım 2009'da, 30 yaşındayken hayata gözlerini yummuştur. Ölümü TKP içinde infiale yol açmış, parti, 2010 10 Kasım'ında Atatürk'ün mü yoksa Ahmet Antmen'in mi anılacağına bir türlü karar verememiştir. En sonunda Ahmet Antmen'de karar kılınmış ve böylece Türk siyasi hayatı, kendisine Mustafa Kemal'in kim olduğunu anlatabilecek yegane öğenin katkılarından mahrum kalmıştır.