Anfibikus Destanı I

Yansiklopedi sitesinden
Atla: kullan, ara

Önsöz

Uzun yıllar boyunca Yunan mitolojisindeki, efemine labut ve top tanrısal mahlûkat hermafrodit bir yunan figürü gibi tanıtıldı dünyaya. Ama üzülerek söylemekteyiz ki bu dübelci aslında bu toprakların yane Anadolunun insanıdır ve üsküdarda ikamet etmektedir. Çocukluk dönemlerinde Üsküdarda büyüyen Ertancık tıpkı bir kız çocuğu gibi narin ve kırılgan yetiştirlimişdir, hatta uzun saçları sayesinde kız çocuğu zannedilmiştir yıllar boyunca ve "Ermin" olarak çağırılmıştır mahalle eşrafından.


Birinci Bap

Eski bir gravürde Anfibikus tasviri. XVI. yy Paris Anfibik Eserler Müzesi

Ertancık doğduğu zaman labutların tanrısı Anfibikus'un alametlerinden bir kaçını taşımaktaydı. Bu alametler binlerce yıldır insanlık tarihinde her nesilden sadece bir kişide bulunmaktaydı ve bu kişi de ibnelerin tanrısının elçisi olarak ibneliği yeryüzüne yaymak için seçilmiş oluyordu. Kendisinden önce birçokları bu görevi yerine getirmek için çalışmış ancak birçoğu yok edilmişti. Doğum sırasında birtakım mucizelerde gerçekleşmiş, müzede bulunan Anfibikus heykeli sebepsiz yere öne eğilmişti. Bu heykel evvelce büyük labut tanrısı Anfibikus un tapınağında bulunmaktaydı ve efsaneye göre her şehirde bir tane vardı. Eğer o şehirde Anfibikus'un adını yüceltecek derecede bi ipne doğarsa ordaki heykel öne eğilerek domalma pozisyonuna geçiyordu. Şimdi de bu alametler yeni doğan küçük Ertan’da da bulunuyordu, yani onun kaderi doğduğu andan itibaren yazılmıştı: Gelmiş geçmiş en büyük ibnelerden biri olacaktı ancak anfibik güçlerini 25 yaşına basana kadar kullanamayacaktı, kehanet böyle söylüyordu. İnisiyatik bi törenle labutların tanrısı Anfibikus adıyla kutsanmalıydı ve ibneliğe adım atmalıydı 25. doğum gününde…

Doğumdan sonra doktorlar küçük Ertanın kuyruk sokumundaki doğum lekesini gördüler. 3 tane 3 rakamı üçayaklı teker oluşturacak biçimde durmaktaydı. 333 sayısı Anfibikus'un kutsal rakamıydı ve Anfibikus heykellerinde de aynı yerde aynı işaret vardı. Ezoterik sembolizmada 3 dengenin rakamıydı ve bu sayı Anfibikus'un emrinde çalışan yardımcılarının adedini göstermekteydi. 3 tane 3’ün teker oluşturması tripod anlamına geliyordu ki bu ibne dayanışmasının evrensel sembolü olarak yüzyıllar boyunca kullanılmış, daha sonra unutulmuştu. O gün doktorlar sadece bu lekeyi normal bir doğum lekesi gibi kayıtlara geçirmekle yetindiler ama asıl anormalliği hiç biri farkına varamadı: Ertan’ın kulakları doğuştan delikti ve göz kapakları far sürülmüş gibi parlamaktaydı. Eğer önündeki fazlalık olmasa o gün herkes doğan çocuğun bir kız çocuğu olduğuna yemin edebilirdi.

Aynı dönemlerde gizli ökült çalışmalarda bulunan ve çok az bilinen örgütlenmeler de dünyaya ve ahlaksızlığa savaş açacakları bir kutsal ruh bekliolardı. Sakın yanlış anlaşılmasın bu örgütlenmeler "MI5", "Rozikrusyenizm" yada benzeri teşkilatlanmalardan deildi bu beklenti.-Nerden mi ? Bizzat Tanrı'nın kendi teşkilatından…


İkinci Bap

Anfibikus nerde ne zaman dünyaya yeniden gelse tanrıda kendine bir elçi seçiyor ve kendi teşkilat elemanları sayesinde seçilmişleri eğitiyordu. Seçilen elçiler genelde LORDİNN - İNN - LORD - DARTH - gibi issimlerde oluyordu. Uzun yıllar boyunca "TESLA" nın gizli ilimleri ile eğitilen bu seçilmişler "tirbünlü motor" "kondasitör" "xnand" "xnor" gibi fizik ve mekaniğin prensiplerini daha çocuk denecek yaşta örenmişleri. Zaman ilerledikçe "TEK RAKİBİM TESLA" diicek kadar cüret gösteren bu çocuklar anfibikus gibi bir mahlûkatı pes ettirecek silah üretme ve bulundurma hakkına erişmişlerdi.

Lordinn zamanla o kadar ileri bir seviyeye gelmişti ki ürettiği hava tribünlü jet matkabı efsaneye dönüşmüştü. Bu matkap ufak bir jet tribün motor ile çalışmaktaydı saniyede 10.000 devir dönme özeliğinin yanı sıra ileriye korkunç bir ivme hareketi ile en sağlam direnaj ve blokajları bile bir elmas ipli beton kesicisi maharetinde fakat saniyede parçalara ayıra biliyordu. Lordinin bu hava tribünlü jet matkabına yalnışda olsa korkunç darbe gücünden dolayı. Darbeli ismi verilmişdi ve zamanla lordin büyüdüğünde " DARBELERİN VE BURGULARIN " tanrısı"LORDİNN" olmuşdu.(burgu gene tabi ki bu matkabın ve icadın bir ikonudur, daha sonra bunları örneklerle incelicez arkadaşlar)

Lordinn'in görevi Anfibikus başta olmak üzere onun gibi mahlûkların varlığını yavaş yavaş acele etmeden sona erdirmektir. Bu ölüm bu varlıklar için genelde titreyerek, ağlıyarak, bağırarak ve öne doğru eğilerek gerçekleşmektedir.(Bu yalnış anlaşılmasın sakın bu varlıklar ölürken genelde öne doğru eğilmeye meğilli oluoyorlar, son anlarında bile iğrenç sapık isteklerine karşı koyamıyorlar)

Neyse zamanlardan bir gün Anfibikus darbelerin ve burguların şöhretini duymuş ve içinde anlaşılmaz bir heyecen ve kıpırtı hissetmişdir.Bu kıpırtı kalbinin derinliklerinden mi geliyordu ruhundan mı yoksa ? Hayır arkadaşlar bu kıpırtı Anfibikus'un kıçından geliyordu darbelerin ve burguların heyacanı gözlerini karartmış, ellerini titretmiş, vücuduna sersemletmiştir zavallı [Anfibikus]'un .Kıçından yayılan hareket dalgası artık tüm vücudunu ateş içinde sarmalamaktaydı bu aciz hayvanın.

Dünya tarihinde ilk defa bir insanı beyninden deilde kıçından aldığı direktifler sonucunda yemek yediği, düşünebildiği ve yaşadığı şoku yaşanmaktaydı bilim çevrelerinde! Nasıl olurda bir insan kıçı ile düşünür ve hareket ederdi? Cevabı "Anfibikus" işde. -"dünyaya kıçıyla hâkim olcağını zanneden bir zavallının hayat hikâyesinde" işleyeceğiz ilerde.

İşte bu aklı kıçında olan Anfibikus, burgulunun şöhretini duyunca tekrar dünyaya dönmesi gerektiğini düşünmüş ve o darbelere dayanabilecek birini aramış, nihayet kendine işte bu çocuğu seçmişti. (Artung kavminin kutsal roma-cermen imparatorluğundan ibnelikleri nedeniyle kovulmasından 981 sene teşkilatın kurulmasından 5981 sene sonra 25 Şubatta, Romalıların Fallik bayramında) Anfibikus'un tekrar yeryüzüne dönmesi, binlerce yıldır devam eden kutsal savaşın tekrar başladığı anlamına geliyordu. Bu durumdan gizli teşkilatın haberi vardı, ancak Aziz Antie yazdığı kutsal metinlerde Anfibikus'u alt edecek kişinin ne zaman nerde onunla karşılacağı önceden bildirilmişti ve bu 25 bahar sonra gerçekleşecekti.


Üçüncü Bap

Ertan 25 yaşına geldiğinde artık Anfibikus onu tamamen ele geçirmişti ama hala dünyaya ibneliği yayma görevine başlaması ve tam bir top tanrısı olması için inisiyatik bir tören gerçekleştirmesi gerekiyordu. Okült kayıtlar bu tören için en az 3 ibnenin sevgi çemberi oluşturarak grup halinde birbirlerini zitmelerinin şart olduğunu söylemektedir. Bu iğrenç derecede sapıklıkların yaşandığı inisiyatik törenle ibneliğe ilk adımını atanlar, Anfibikus'un teşkilatına alınırlardı ve onun için çalışırlardı. Yani Anfibikus güçlerini kullanabilmek için önce geleneksel olarak bu töreni gerçekleştirmek zorundaydı. Ayrıca bu törende ibnelik güçlerini arttıran efsanevi Anfibikus yüzüğü de kutsanacaktı. Bu sadece Anfibikus'un güçlerini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda onu takan herkesi de ibneleştirebiliyordu. Bu yüzüğü takan kişi 50 ibne gücünde oluyor ve kıçındaki çekim oranı bir karadelik gibi insanı çekiyor, bu çekimin gücü insanda zaman ve mekan boyutlarında algı karmaşasına sebep oluyordu. (50 ibne gücü= 50gp) Anfibikus'un içine giren kişi oradada onun iç dünyasının sonsuz kapıları arasında çocukluğundaki bir kişi oluyordu sonsuza kadar. Çıkmanın tek bir yolu vardı, o da anfibikusun çocukluğuna dönüp çocuk olan ermini bir güzel zikmekti. Bu Anfibikus'un yarattığı Anfibikus Sendromu'ydu ve bu sayede iğrenç zevklerini bu şekilde tatmin ediyordu. Yüzük yıllar önce Ertanın Anfibikus'a dönüşmesine yardım eden ve daha önce kehanetlerde geleceğinden bahsedilen bir biseksüel tarafından getirilmişti. 25 yaşına basacağı gün olan 25 Şubatta bu yüzüğü kutsarsa dileklerinin gerçekleşeceğini müjdelemiş ve o gün onu yaşam tohumlarıyla bir güzel vaftiz etmişti.

Bu bahsettiğimiz ezoterik törende kullanılacak malzemeleri Anfibikus özel olarak temin etmişti. Bunlar çeşitli boy ve kalınlıklarda sopalar, aromatik yağlar, bi kutu krem, bi şişe losyon gibi ibneleşme ayini için kullanılacak standart objelerdi. Bu törenin ayinsel bir şekilde sürdürülmesi için yardımcıların halüsinasyonlar görmesi, ibnistanda olduklarını hissetmeleri de çok önemliydi. İbnistan, ibne valhallası anlamına gelen arkaik bi deyimdir ve Anfibikus'un sarayının bulunduğu yerdir. Eski yazılar ölen ibnelerin ibnistana gideceklerini ve orada hertürlü zevki tadacaklarını söylemektedir. Bu iş için Anfibikus empirik ve anfibik bilgisini kullanarak özel olarak birtakım mantarlar yetiştirmişti. Bu mantarlar yenildiği takdirde uzun bi süre kendisini kadın olarak görmesine yardımcı oluyordu. Bu ayinin detayları iğrençtiki ve bizzat katılanların bir daha asla iflah olamadıkları bilinmektedir. Sevgili okuyucularımız, bu detayları burada anlatamayacağımız için kullanılan malzemelerin listesini vermekle yetindik .

Lordinn o sıralarda esas kimliğini gizleyerek bilimsel araştırmalarla uğraşıyor ve Anfibikus'la karşılacağı günü sabırsızlıkla bekliyordu.


Kim ne demiş

   Anfibikler kendilerini çoğaltma eyleminde olan ilkel karbon bazlı yaşam formlarıdır.Jamce Joyce



İlgili Konular: Anfibikus Destanı II, ibne valhallası