Aytunç Altındal

Yansiklopedi sitesinden
Atla: kullan, ara
Aytunç Altındal
Aytunç Altındal
Gerçek İsmi Aytong Atonç Altunbal
Lakabı Güneşin Doğduğu Yerin Çocuğu
Doğum Tarihi 31 12 1889
Doğum Yeri Üsküdar'da bir yalı
Mesleği Rantiyecilik
Hobileri Venezuelalı kadınlar
Tuttuğu Takım '
Burcu '
En Zayıf Yönü Hödük Türk Masonları
Olumsuz Özellikleri '
En Büyük Korkusu '
Vazgeçilmezi İttihat ve Terakki
Favori Sözü "Visita Venesuale Terrae Rectificandum Occultum Lapidem"
Favori Kahramanı Celal Bayar
Aytunç Altındal ile yaklaşık 5 saat süren (çiş molaları hariç) sohbetimizde çok özel konulara değindik.

Yansiklopedi ekibi olarak geçen hafta Sayın Altındal'a konuk olduk. Yaklaşık 5 saat aralıksız (çiş molaları haricinde) süren sohbetimizde Altındal Yansiklopedi ekibine hayatının en derin ve gizemli taraflarını anlattı. Bunda sanırım röportajı yapan ben denizin çok güzel ve alımlı bir kadın olmamın da etkisi var.

5 saat süren sohbetimizin 2 saatinde Türkiye'de Venezuela'lı kadın bulamadığında yakınan Altındal, sohbet sonunda cep telefonu numaramı ya da msn adresimi istedi ama vermedim.







Asıl adı Aytong Atonç Altunbal olan Altındal, ismi çok karışık ve garip olduğu için Aytunç Altındal (sanki bu isim çok daha basitmiş gibi) ismini kullanmaktadır. Dünyaca ünlü bir seyyah, okölt-hörmetizm uzmanı, Venezuelalı kadın gurmesidir.

Konu başlıkları

[düzenle] Çocukluğu ve İlk Gençliği

1889 yılında, paşa dedesinin İstanbul'un Anadolu yakasının nezih bir semtinde bulunan koca bahçeli yalısında dünyaya gözlerini açmıştır. Aslen Çerkes-Gürcü-Kafkas-Abaza oğlu Abaza-Şeyh Şamil vs. soyundan gelmektedir. Böyle çok kahraman bir soydan geldiğinde dolayı olsa gerek, hemen ilk gençliğinde Adapazarı taraflarına kimliği gizli üstatlar tarafından kaçırılıp kendisine açık alanda atış talimi, espiyonaj, arkana bakma kaç, kadınlara vurmadan kalan bahçe ağaç gibi tipik Çerkes eğitimlerinden geçirilmiştir.

İttihatçı olan paşa dedesinin gazıyla babası Teşkilat-ı Mahsusa'ya girmiş; Arabistan, Yunanistan ve Kafkasya'da çok mühim görevler yapmıştır. Bu görevler esnasında TÜRK DÜNYASI ve TURAN DEVLETİ üstüne oldukça gizli politik ve ökült bir takım bilgi ve belgelere ulaşmıştır.

[düzenle] Gençlik Yılları

Babası tarafından ufak ufak İttihatçı bilgi ve görgüye inisiye edilen Altındal'a gizli sırlar ufaktan açılmaya başlamıştı. Kendisinin çalışkan, temiz ve güvenilir karakteri onu genç yaşında bir emanetçi konumuna sokmuştu. Örneğin dedesi geliyor, ona birtakım fotoğraflar gösteriyor "bak evladım bu Rum kızı var ya afet, ama ben affetmedim" diyordu. Ardından ekliyordu "sakın büyükannene bundan bahsetme. Hadi bakayım bu foto sana emanet" diyerekten bir takım gizli belgeleri kendisine emanet etmeye başladı. Babasının da benzer emanetler verdiği rivayettir ama doğruluğu bilinmemektedir...

Fotoğraflar dışında bazı devlet sırlarına da vakıf edilen Altundal, sonrasında edep terbiye öğrensin diye Diyarbakır'da bir mektebe gönderilir. Burada ne yaptığı gerçekten sırdır. Bu yaptığı sır yüzünden bu sefer de İstanbul'a Kabataş Lisesi'ne gönderilir.

Aldığı ittihatçı inisiyasyon sonrasında Altundal'ın kafası normalden fazla çalışmaya başlar. Ezoterik öğretideki en büyük günahı işleyen, yani vakti gelmeden nasibini almaya çalışan Altundal kafayı yemeye başlar. Dellenir de dellenir.

Yine kafayı yediği bu günlerde gizli üstadlardan mesaj gelir: "senin yanında hıyar bir herif var. Onu da peşine tak Kabataş Lisesi'ni elektrik kontağı çıkararak yak". Vazife adamı Altundal bu emri derhal yerine getirmeye niyetlenir. Fakat bazı hödük Türk Masonları simya çalışmaları sırasında karanlık güçlerden Altundal'ın liseyi yakacağı ihbarını alır ve hemen Altındal ve yanındaki hıyar ağayı yakalarlar.

Nezarete alınan Altındal ve hıyar, kahraman Türk polisi tarafından bir temiz dayaktan geçirilirler daha sonra bırakılırlar.

Aksilikler bununla bitmez. Birkaç zaman sonra El-rom diye bir büyükelçi Mahir Çıyan ve arkadaşları tarafından kaçırılır. Tabi kimin kaçırdığı bilinmemektedir. Telaşa kapılan kahraman Türk polisi ve hödük Türk Masonları hemen fişlenmiş Altundal'ı içeri alırlar. "Sen mi kaçırdın lan zibidi!?" diyerekten bir temiz daha döverler. Bu esnada Altundal'ın hayatının en trajik anlarından biri zuhur eder, polis ayarı kaçırmış Altundal'ın böbreğini patlatmıştır...

İki gün morgda yaşayan Atınç, "öldürmeyen Tengri öldürmez" sözüne mukabil morgda dirilir ve tekrar hayata kavuşur. Artık iyice tırsmıştır. Yurtdışına kaçmayı kafasına koyar. İlk trene atlar ve Avrupa yollarına çıkmak için Haydarpaşa'ya gider. Sevgilisiyle garda vedalaşırken sevgilisi bombayı patlatır: "Hamileyim!"


Altındal bir dönem KGB için Kafkaslar'da çalıştı. Ama Venezuelalı kadın olmadığı için KGB'ye posta koyup Rusya'yı terketmişti. Venezuela'lı kadın olmamasısının sıkıntısı fotoğrafta yüzüne yansıyor.

[düzenle] KGB Yılları

Altundal Avrupa'ya çıkmış; sonunda Türkiye'den kurtulmuştur. Bir süre sonra Sovyetler Birliği'ne kapağı atar. Sakal bırakır, kafkas kıyafetleri falan giyer. Dolaşır da dolaşır. İşi ne...

Kültür ateşeliği falan yapar. Güzel kadın avlar. Fakat Rusya'da Venezuela'lı kadın olmadığı için KGB'ye postayı koyar ve Avrupa'ya geri döner.


[düzenle] Kendini Buluş

Bir süre Avrupa'da bohem hayatına geri döner. Fakat usta rantiyeci Altundal artık Venezuela'lı kadınlardan bıkmış tekrar yüce ideallere yönelmiştir. Artık bir doküman için atlar uçağa 2 günlüğüne İsveç bilemedin İzlanda bilemedin Nev York dolaşmaya başlamıştır. İttihatçı kanları sonunda onu Almanya'ya yöneltmiştir. Bonn'da bir cafede kahvesini içip kadın dikizlerken hayatını değiştirecek kişiyle karşılaşır: "Baron Hurgolf Heindrich Niemich von Bossettendorff".
Baron Hurgolf Heindrich Niemich von Bossettendorff'un Altunbal'a verdiği yüzük hala parmağındadır. Bir de şu tırnaklarını yemese...

Gizemli baron usulca Altındal'ın yanına yanaşır ve der: "Venezuelalı kadınlardan bıktıysan, tilkinin girmediği, eşeğin sıçmadığı, anka kuşunun kül olup, iki boğazın birleştiği yere serpildiği yere gel!".

Bu ezoterik deyişi, okuduğu-ezberlediği latince metinlerden hemen hatırlar: "Este Venesuela geatris, tilki esek sicae sikaktrum".

Esrarengiz baron saniyeler içinde kayıptır. Amma velakin Aytonç gideceği yeri bilmektedir. Hemen Bonn keranesinin yolunu tutar ve kapının 10 metre yakınında beklemeye başlar. Kapıdaki fahişe ona sorar: "Venezuela'dan mısın yoksa Şili'den mi?". Aytonç cevaplar: "Tengrinin ruhunun geldiği yirden. Yani Venezüela'dan." Mihmandar fahişe demir kapıyı üç kez uzun aralıklarla vurur. "Für Mein Führer" der. Demir kapı açılır. Keranenin altındaki gizli geçitten gizli tapınağa ulaşır.

Hemen üç kişi Altundal'ı yakarlar, enseye iki tokat, indirirler dağ gibi adamı. Atonç uyandığında ortam karanlıktır. Galiba ölmüştür. Yok yok ölmemiştir. Tahta birşeyin içinde olduğunu anlar. Ahanda beni tabuta koydular der içinden. Koruyucular tabutu açar ve Atonç o an karşısında esrarengiz baronu görür.

Baron der: "hoşgeldin güneşin doğduğu yerin çocuğu. Güneşin battığı bu topraklarda güneş artık senin üstüne doğacak."

Atonç hebelep mebelep bakmaktadır. Ama kısa zamanda olayı kavrar. Yıllardır aradığı, peşinden koştuğu asıl şey Venezuelalı kadınlar değildir. Budur!

Baronlar hoşbeş ederler hançerler çekilir yeminler edilir. Gizlilik yeminleri. Sonra Atonç yaklaşık 3 yıllık bir eğitim sürecine girer. Baron ne biliyorsa Atonç'a aktarmaktadır. "Babanın yapamadığı, senin genç yaşta dellenmene sebep olanı ben yapıyorum. Senin baban benim. Sana Kabataş Lisesi'ni yakturan da benüm" 3 yılın sonunda Atonç herşeyi öğrenir ve mezun olur. Schule Gesselschaft örgütünün tüm ökölt hermetik simya tarot bilgilerine vakıf olmuştur. Artık ezoterik bir nazidir. Mezuniyet belgesi olarak da esrarengiz baron ona bir yüzük verir. Bu yüzük günümüzde hala parmağındadır.(Kaynak belirtilmeli)

Son olarak baron Atonç'a bir takım misyonlar verip ülkesine geri yollar.

Anadolu'daki dost sohbetlerinden bir hatıra fotoğrafı. Sol baştaki fötr şapkalı çakma baron da gözlerden kaçmıyor.

[düzenle] Bilinmeyen Hister

Altundal, gizli örgütten topladığı gizli belgeler ve öğrendikleriyle sıkı bir kitapla Türkiye piyasasına geri döner. Artık hödük Türk Masonlarından intikam alma zamanıdır. YA MÜNTEKİM. Basar Gül Haç'ı, basar Türk Cihazlanma ve Tedarik Cemiyetini, basar Ekümenüğü, basar Malta Şövalyesini. Ver Allahım ver.

Türkiye şaşkına dönmüştür. Gizli pan-turanist nazizmi Türk halkının iliklerine gizli gizli enjekte etmenin haklı gururunu yaşayan güneşin çocuğu mutludur artık.

[düzenle] Şu an ne yapıyor?

  • Türk insanının gerizekalılıklarıyla dalga geçör.
  • Anadoluyu gezip lokantalarda dost sohbetlerinde göbek büyütüyor
  • Canı sıkılınca türban-islam konularında çay içmeye tv programlarına katılıyor
  • Katıldığı programlarda kendisine sorulan gerizekalılık düzeyinde sorulara iyi niyetle yaklaşıp, karşı tarafın anlayabileceği şekilde cevap vererek yıllarca yaşadığı bohem hayatının vicdan azabında kurtulmaya çalışıyor
  • Şimdilik Venezuela'ya gitmeyi düşünmör.
Kişisel araçlar
Alan adı verilerini görüntüle ve işle

Türevler
Görünümler
Eylemler
Gezinti
topluluk
Araçlar