Haşmet Babaoğlu

Yansiklopedi sitesinden
Atla: kullan, ara
Haşmet Babaoğlu
Haşmet Babaoğlu
Gerçek İsmi Haşbaba Meteoğlu
Lakabı Bay Yüzük
Doğum Tarihi x
Doğum Yeri y
Mesleği Zahireci
Hobileri Takım tutmak sonra da bırakmak
Tuttuğu Takım hepsi
Burcu Terazi ama hiç adil değil
En Zayıf Yönü Hıncal Uluç
Olumsuz Özellikleri Soktu mu Yerin dibine sokmak
En Büyük Korkusu Gol
Vazgeçilmezi Yüzükleri
Favori Sözü Ulu orta düşen bir yaprağa bağladım hayatımı, olsun artık diyorum ne olacaksa, paralı bir asker miyim neyim
Favori Kahramanı nebil özgentürk
2006 yılının sonlarında "KADIN MESELESİ" yüzünden bizim Haşmet ortalık yerlerde büyük rezaletler çıkarmıştı

NTV'de 90 Dakika: Parmağında Yüzükler

Televizyonda var, seyrediyorum ekseri.. Doksan dakika laklak yapıyorlar haftanın maçları hakkında hani şu üçü.. Bir zamanlar daha bir enteresandı bu program. Suyu çıktı şimdi.

. . .

Gelelim sol baştaki maça papazı kılıklı arkadaşımıza. Yani briç oynarken karşınıza otursa, kafadan üç puan yazarsınız kendinize papazın kralı geldi diye, o kadar yani.

Şimdi evvela söylüyorum bak, o yüzükler falan ters iş bunlar! Erkek kısmı öyle şakır şukur takıp takıştırmaz, çünkü bunu kendine yakıştırmaz en başta. Takıştırıyorsa, ya bunu fena halde dolduruşa getirmişlerdir (saf biridir yani) ya da erkeklik efendim, delikanlılık şirazesi biraz oynamıştır.

Amenna, olabilir. Binaenaleyh herkesin tıyneti sağlam olacak diye bir kaide yok. Kimisi başına, kimisi kıçına hakim olamaz. Eyvallah! Fakat birader, sen öyle 'yüzük göstericem' diye ellerini, bileklerini dansöz Zennube gibi niye kıvırtıyorsun masanın üstünde?

Kaynak: büyük Üstad Sebahattin Tezel'in Haşmet'i konu alan yazılarından ilki için TIK'layın

Gazeteci Ayşe, keyifler pürneşe

Geçtiğimiz yıllarda eski şarkıcılardan biri kızlarını tutmuş bir medya şirketine götürmüş: "Alın bunları gazeteci yazar yapın, köşe yazsınlar.. Medyacı olsunlar.." diyerek.

Medyacılar gereğini yapmışlar. Şarkıcının kızını köşe yazarı, gazeteci haline sokmuşlar. Kız da havalara girmiş. Gerçi kızda yetenek falan yok ama, medya dünyasının kurallarını çabucak öğrenmiş. Hatta kendine en sakallısından, yüzüklüsünden bir de medyacı sevgili bulmuş ki, arkasını kollasın. Meslekte yüksek noktalara götürsün...

Babası yaşındaki sevgilisi, zaten ortamlarda 'saçı-sakalı ağarmış aşk yazarı' olarak bilinen bir şahsiyet. Televizyona çıkıp futbol yorumu yapmak veya şiir okumak lazımsa, parmaklarındaki şıkır şıkır yüzükleri gösterip ahkam kesiyor.

Buraya kadar acayip bir şey yok, medya dünyasında her zaman olan şeyler. Herkes herşeyi biliyor zaten.

Her ne kadar bazı sakallılar "O kıza torpil geçmedik. Kendisi gerçekten yetenekli biriydi.." falan diye çıkıntılık yapsa da, nispeten aklıbaşında medyacılar "Şurada kaç kişiyiz, birbirimizi biliriz. Artistlik yapmayalım, kirli çamaşırları ortaya dökmeyelim. Sonra hepimizin ne mal olduğu iyice meydana çıkar" diye olayı bağladılar. (Fakat kızın sevgilisi konumundaki sakallı ve yüzüklü şahsiyet bu olayları unutmamış, deftere yazmış)

Zurnanın ZIRT dediği yer

Derken efendim, torpilli kızın babası şarkıcı, karısını terkedip kendi kızı yaşında bir kadınla yaşamaya başlamasın mı?

Bunda da şaşacak bir şey yok aslında. Şarkıcılarımızın, sanatçılarımızın hallerini herkes biliyor zaten.

Ancak zurnanın zırt dediği yer neresi? Bu şarkıcının karısı, yıllardır magazin alemlerinde "Nasıl genç kalınır?" "Koca eve nasıl bağlanır?" konularında sağa sola yıllardır hava atan bir hanım...

Haa, bu durum vukuu olunca başka bir sakallı medyacı oturup köşe yazısı yazdı "Bu adamın kızı da babası yaşında adamla yaşıyordu... Tesadüfe bakın!" şeklinde.


Kavga kopuyor: Haşmet Nişantaşı'nda Terör estirmekte

Hasmet1.jpg

O yazıyı okuyan sakallı ve yüzüklü aşk yazarı "Benim sevgilimin babası hakkında niçin böyle laflar ediyor bu herif?" diyerek ceketini kaptığı gibi sokağa fırlıyor. Kafasını kızdıran öteki sakallıyı sokak sokak aramaya başlıyor.

Neticede, maça papazının sinek papazını (ikisi de sakallı medyacı ya? O bakımdan) kıstırdığı noktada.. sanırsınız delikanlı gibi kozlarını paylaşacaklar!

Öyle olmamış! Yüzü sakallı, parmağı yüzüklü ve öfkesi köpüklü aşk yazarı, öteki sakallıyı bir mekanda kıstırdığında bakıyor ki adam yalnız değil... Bir kaç zaman önce sevgilisine "O kızda yetenek yok. Torpilli olduğu için medya gülü oldu. Açtırmayın kutuyu, söyletmeyin doğruyu..." diye laf sokmuş olan bir başka köşe yazarı da orada. Bunlar oturmuş kahve içiyorlar.

Ondan sonra ağza alınmayacak küfürleri sallamış aşk yazarı. (Soracak olsan, bunların hepsi sevgi insanıdır halbuki) Ama delikanlı gibi tek bir hareket yok! Horoz gibi babalanmış. O kadar.

Be adam, kavga etmeyi beceremeyeceksen, niye mekan basıp rol kesiyorsun? Kime poz atıyorsun? Bir kadının elinde bu kadar mı maymun eder insan kendini?

Yukarıda kısaca anlatılan olayların detaylı analizi için TIK'layın

Haşmet'im sakallı maça papazım bu olayı köşesinde nasıl yazdı?

"Bir zibidi var. Köşe yazarı. Zavallılıklarını, komplekslerini sergiliyor ve ne yazık ki bunları da polemik diye yutturmaya çalışıyor. Kalemi kıvrak. Fakat ruhu yavşak!

Kendisi gibi kompleksleri paçalarından akan ve yanından hiç ayrılmayan arkadaşıyla birlikte günlerini geçirdiği Teşvikiye kafelerinden birinde dün yüz yüze hesaplaşırken anladım ki fena halde de korkak!.."

Haşmet, başka bir gazeteye verdiği röportajda konuyu nasıl anlatmıştı?

"Benim derdim o gün Mansur’u dövmeye gitmekti, aradan Ahmet Hakan’ı çıkaracaktım.

İki tokat çakacaktım.

Mansur beni görünce ’Gel Haşmet Abi’ dedi. Ne abisi ulan!

Ben şahsi olarak sokakta yüzleşmekten yanayım.

Hem korkak, hem alçak bir adam olduğu belli!

Bir tarafları kırılacak kesin yani...

Elimden kurtuluş yok.

İğrenç, adi, zibidi herifler bunlar.

Benden habersiz birisi dövecek. Benim üstüme kalacak, en korktuğum o. Halbuki ben onlardan önce davranmalıyım.

İki tokat atmadan olmaz.

Ali Boratav aradı, ’Hemen geliyorum ben de iki tokat atayım’ dedi."


Ahmet Hakan konu hakkında ne dedi?

"Kendisi özel alanımıza girip bir tiyatro çevirmeye kalkıştı. Bir yandan 'Tutmayın beni' pozlarına girip tutulup tutulmadığını kontrol etti, bir yandan da 'Bir duygu insanı' imajını yerle bir ederek ağza alınmayacak küfürler yağdırdı.

Zıvanadan çıktı da ne oldu sanki? Ne olacak? En babasından bir ikiyüzlülükle daha müşerref olmuş olduk. Sen ağlak şiirler okuyup "Duygu... Biraz duygu... Bütün istediğim buydu" falan diye inleyeceksin... Sonra da sokak çocuğu pozu takınıp küfürler yağdıracaksın!"

Ahmet Hakan'ın söz konusu yazısı için TIK'layın


Olayın şahidi ve bir diğer mağduru pozisyonundaki Mansur Forutan ne diyordu?

"O güne' çok gergin başladığımı söylemem gerek. Gerginliğin nedeni evde giyebileceğim bir çift çorap bulamamış olmamdı. Kahvemden ilk yudumu aldığım anda da günün ilk SMS'i geldi. Evet yanılmadınız HaşmetB.

Daha önce de bir-iki SMS almıştım kendisinden. İçerik ortaokul düzeyi, yani vıcık vıcık paçozluk akıyor. Ama bir-iki dakika sonra karşımda kendi kişisel şovunu oynamaya başladı...

Cılız küfürleşmeler 'kahrol düşman, al sana bomba' kıvamından öteye geçmedi. Bi' ara desibel yükselince HaşmetB'yi tuttum ki rezalet çıkmasın. Zaten bundan daha rezil bir durum da olamaz benim için. Bi' yandan da aman en zayıf yanımı, yani çorapsız olduğumu anlamasın diye de çaba gösterdim.

İtibarı 30 yılda toplarsın, 30 saniyede verirsin! Toptan anlamazsın top yorumu yaparsın... Aşktan anlamazsın -artık öyle gözüküyor- aşk yazarsın... Rock'tan anlamazsın, rocker geçinirsin...Duygu adamıyım dersin, mekan basarsın-pardon basarmış gibi yaparsın- sonra da sağa sola korkudan titrediler dersin...

Çok değil, üç yıl önce yanında kaç kişi vardı, şimdi kaç kişi var?"

Olayın finalinde ne oldu?

Bütün bu olaylardan bir yıl kadar sonra Ayşe Özyılmazel, Haşmet Bbaoğlu'nu terketti ve Okan Bayülgen'le fingirdemeye başladı.

Ayşe'nin hangi erkeği niçin tercih ettiği konusunda Reha Muhtar'ın bir yorumu var ama dedikoculuk yapmadan mesajımızı verelim:

Uğrunda mekan basıp kavga çıkardığın kadınlar da gün olur seni terkedince, parmağındaki yüzükler seni kurtarmaya yeter mi? Sen hiç pişmanlık duyup ağlamak istedin mi Haşmet'im sakallım?