Nazlı Kılıcıak

Yansiklopedi sitesinden
(Nazlı Ilıcak sayfasından yönlendirildi)
Atla: kullan, ara
Nazlı Kılıcıak
Nazlı Kılıcıak
Gerçek İsmi Resimde ne görüyorsan, O. (Soyan kişi, Nazlı'nın oğlu Mehmet Ali!)
Lakabı Lakaba gerek yok; adı yeter.
Doğum Tarihi 1945
Doğum Yeri Ankara
Mesleği Yazmaya utanırım
Hobileri Bazılarını yazamam
Tuttuğu Takım "Tuttuğu" belli de, takım mı, yoksa "3'ün biri" mi bilemem.
Burcu '
En Zayıf Yönü İri kıyım Mehmet'lere zaafı..
Olumsuz Özellikleri beşinciden sonra uyuyor..
En Büyük Korkusu Bu sefer Kışlaya değil de, dağa gönderirlerse..
Vazgeçilmezi Ordu karşıtlığı
Favori Sözü Hadi beni.. hadi beni..
Favori Kahramanı Devre göre değişir-Son seçim öncesine kadar RTE idi

Nazlı Kılıcıak, (Yansik-resimde, kendisi tef çalan, oğlu da soyan..) purosu ve kalemi ile ünlü bir "muharrire" olup, 12 Eylül bilmem ne tarihinde "kışla"ya davet edilip, bir hafta misafirlenmesinin tadı halâ damağında kaldığı için ve de 28 Şubat bilmem ne tarihinde kendisine gelen "kışla" davetiyesini beğenmediğinden o tarihten bu tarihe, beni niye o davet zevklerinden mahrum ediyorsunuz? kabilinden girişim ve çağrışımlarına devam etmekte; hani bana, hani bana? diyerek salatalığı elinden alınmış acemi genç kız gibi cıyaklamaktadır.. Zaman zaman kışlada geçirdiği zevkli dakikaları hatırlayıp: Ooooh.. Ooooh.. çekmekte ve başını yediği Kemal'le geçirdiği "zevksiz ve yetersiz" yıllar için de hayıflanmaktadır. Soyadının "Kılıcıak" olduğuna bakmayın; Aslında, değil kılıç taşımak, hööt deyince al sana kılıcımı vereyim diyecek kadar da ödlek birisidir. Geçtiğimiz seçimde RTE'nin liste dışı bırakma mecburiyetini halâ içine sindirememiştir ama bu "emrin" Dolmabahçe görüşmesi sonucu olduğunu bildiğinden, dişlerini asıl kime gıcırtadacağını bilecek kadar olsun zekâ sahibidir. Oğlu Mehmet Ali, bir zamanlar 100 bin televizyon dağıtacağım diyerek okuyucularını "domaltmak" isterken, devlet onu domaltmıştır. Ama, "kazlardan" yolduğu paraları geri vermeden "iç" etmiştir.

Son zamanlarda RTE'nin hafifmeşrep teline dokunmak isteyince, yazmakta olduğu gazete, kıçına teneke bağlamış ve üst mekanlardan "zerzemin"e indirmiş, ardından da bindirmiştir.

Bu Nazlı için neler yazılmış mesela?

  • Ergün Göze'nin "Yaşasın Hatıralar" kitabından aynen:

Ergun Göze ve Ahmet Kabaklı Tercüman gazetesi’yle isimleri özdeşleşmiş yazarlardandır. Gazetedeki yaşanılan ufak, tefek sorunları büyütmemeye çalışırlar. Özellikle Kemal Ilıcak’ın Nazlı Ilıcak ile evlenmesinden sonra Nazlı Hanım’ın gazeteyi kendisine göre yönlendirmesi istenmeyen sonuçlar doğurur. Kabaklı ve Göze bunun için alınması gerekli tedbirleri defaatle Kemal Ilıcak’a anlatmaya çalışır. Bu usta kalemlerin bütün çırpınmalarına rağmen durumun vahametini Ilıcak iş işten geçene kadar anlamayacaktır. Gazetenin yavrusu olarak Bulvar gazetesinin doğması, gazetenin promosyon olarak kumarı teşvik etmesi, Hülya Avşar’ın da kraliçe seçildiği güzellik müsabakaları, bira imalatçılarının Atatürk’ü de kullanarak içki reklamı yayınlaması gibi durumları Ergun Göze, Ahmet Kabaklı ve Ünal Sakman gibi yazarlar kabullenemezler, gazeteden ayrılırlar. Bu kalemlerin gazeteden ayrılması Tercüman’ın çöküşe giden sürecinin daha da hızlandırır. Gazetenin rayından çıkıp, sevenleriyle arasındaki bağın kopmasına neden olur.

Nazlı Hanım’ın gazeteye verdiği tahribatın boyutlarını anlatmak için Yazar, şunları söyler: “Keşke diyorduk, bazı gazete patronları gibi, Kemal’in de piyasadaki en pahalı yosmalardan birisiyle düzeyli bir birlikteliği olsaydı….Hiç olmazsa gazeteye bulaşmazdı. Gazetenin misyonunu bulandırmazdı.” (s.203)

Ergun Bey, gazeteden ayrılır, gazeteyle herhangi bir organik bağı kalmaz ama Tercüman’ın bu hallere düşmesini kabullenemez. Bu durumu yansıtan güzel bir de anekdot anlatır: ”Kemal Ilıcak’ın cenazesinde imamın helallik istemesi üzerine; bütün şahsi haklarını helal ettiğini ama amme haklarımı helâl etmediğini söyler. Bunun ne demek olduğunu soran arkadaşına şöyle tavzih eder: ‘İşte Kemal Ilıcak birçok iyi tarafına rağmen biraz görgüsüzlüğü, biraz para kazanma hırsı, biraz da Türkiye’de istediği kadını alabilecekken, aldığı kadının kolej mezunu ve bakan kızı olmasını gözünde çok büyüttüğü ve tesiri altında kaldığı 'Tercüman' zeval buldu, Türkiye, Tercüman gibi bir gazeteden mahrum kaldı. Amme hakkım işte bu.” (s.42)