Rocky

Yansiklopedi sitesinden
Atla: kullan, ara

Acı yok, Rocky!.. Acı yok!

~ Gariban bir sinema seyircisi
Rocky.jpg

Ralph "Rocky" Balboa (d. 1944), bir Vietnam Savaşı Gazisi olarak yarı zamanlı bir kariyer aldığı 1976'da başlayarak on yıllık bir süre boyunca ara sıra ağır siklet boks şampiyonluğunu kazanan bir Amerikan boksördü.

İlk Rocky filmi 1976'da yapıldı. Yönetmeni John G. Avildsen'di. O ilk filmde rol alan Talia Shire (Adrian, Rocky Balboa'nın önce sevgilisi, sonra eşi), Carl Weathers (Apollo Creed) ve Tony Burton (Duke, Apollo'nun antrenörü) dört Rocky filminde de rol aldılar. (Bir de Rocky'nin kayınçosu vardır ki, süper gıcık bir adamdır. Onu boşverelim gitsin)

İlk filmde, Rocky arasıra para kazanmak için boks yapan 3.sınıf bir boksördür. İş bulabilirse şurada burada çalışmaktadır. Günlerden bir gün, ağır sıklet şampiyonu Apollo Creed (ki artık onun karşısına rakip çıkmamaktadır) para kazanmak için ince bir işe girişir: Adı duyulmamış bir boksörle maça çıkacak ve 'isimsiz bir yeteneğe fırsat vermek' kisvesi altında, bir miktar daha para kazanacak ve vergi borçlarını temizleyip yatırımlarını sağlama alacaktır. Ona Rocky Balboa adlı Philadelphia'lı bir boksörü münasip görürler. Bu maç teklifi ve projesi o kadar acayiptir ki, Rocky bile teklifi ilk duyduğunda Apollo Creed'e antreman boksörü olması istendiğini sanır. Apollo Creed çantada keklik gördüğü bu maç için hiç çalışmaz bile ama Rocky hayatında bir defa gelebilecek böyle bir fırsatı çok ciddiye alır ve ölesiye çalışır.

Rocky'nin devam ettiği boks salonunun patronu olan Mick (Burgess Meredith) aslında Rocky'i itip kakan ve onu ayak işlerine koşan fırsatçı bir boksör eskisidir. Ama ortaya konan para o kadar önemlidir ki, Mick "Ne olur senin antrenörün ben olayım" diye Rocky'e yağcılık yapar. Paranın kokusu insanları gerçekten değiştirmektedir.

Sonunda Apollo Creed ve Rocky Balboa ringe çıkarlar. Çok sert geçen bir maç sonunda Apollo Creed hakem kararıyla maçı kazanır ama o da haşat olmuştur ve Rocky'i yıkamamıştır bir türlü. Birinci film bu şekilde 'Ummadık taş baş yarar!' ve 'Yüreğini ortaya koyarak çalışırsan, en sonunda hala ayakta kalabilirsin' mesajlarını vererek sona erer.

Rocky II filmi 1979'da çevrildi. Yönetmenliğini bizzat Sylvester Stallone'nin yaptığı bu film (ki bundan sonraki Rocky filmlerinin yönetmenliğini de kendisi yapacaktır) birincisinin kaldığı yerden başlamaktadır. (Zaten bu şekil bir stil olur ve her bir Rocky filmi, bir önceki filmin kapanış sahnesiyle başlar) Rocky Balboa doğru dürüst bir iş bulamamıştır, karısı hamiledir. Müthiş derecede paraya sıkışmıştır. Öte yandan boks otoriteleri ve gazeteciler Apollo Creed'i sürekli sıkıştırmakta ve son maçında şampiyonluğu isimsiz bir boksörden 'kılpayı' kurtardığını belirtip 'Yoksa bu gence para vererek mi maçı kazandın? Ortada şike mi vardı?' şeklinde kışkırtıcı laflar etmektedirler.

Apollo Creed'in sinirleri bozulur, prestiji tehlikeye girer. Rocky Balboa'ya 'Gel şu maçın rövanşını yapalım' teklifini götürür. Paraya sıkışan Rocky bu teklifi kabul eder. Karısı Adrian ise 'Boks yapmanı istemiyorum. Doğru dürüst bir iş bul.. Yarın öbür gün eve cesedini getirirlerse ben ne yaparım?' diye usanmaksızın söylenmektedir. (Rocky IV filminde Rocky Adrian'a 'Senin sevdiğin ve evlenediğin adam işte bu! Artık kabul etsen iyi olur..' deyinceye kadar bütün Rocky filmlerinde Adrian 'Bırak bu işleri' diyecek ve Rocky her maçın sonunda 'Adriaaaaaaaaaaaaaaan' diye bağırmayı alışkanlık haline getirecektir.)

Lafı uzatmayalım. Mahallelinin moral ve ayniyat (mahallenin kasabı, manavı vb.) desteğiyle Rocky çalışmalarını aralıksız sürdürür ve finalde Apollo Creed ile ünvan maçına çıkar. Ölesiye geçen maçın son raundunda iki boksör de yere yıkılır. Ama zor da olsa ayağa kalkabilen Rocky olur. O artık ağır sıklet şampiyonudur: 'Adriaaaaaaaaaaaan.. Kazandıııııııııııııııııııııım' İlk iki Rocky filminin kendi içinde bir bütün oluşturduğunu ve bütün seri içinde ayrı ve mütevazı bir yer tuttuğunu belirtmek gerek.

1982 tarihinde çevrilen Rocky III artık değişik bir frekanstan yayın yapmaktadır. Rocky ünlü bir boksör olmuş, güzel paralar kazanmış ve Philadelphia'nın kahramanı haline gelmiş hatta heykeli bile dikilmiştir. Onu Muppet Show'a konuk oyuncu olarak çıkarmak, Rocky'nin antremanlarını TV programlarına 'eğlence malzemesi' yapmak artık sıradan işler olmuştur.. Rocky bir marka olmuş, bunu keyfini sürmektedir...

Ancak günlerden bir gün Chicago'lu Clubber Lang adlı vahşi bir boksör (Mr. T, ya da asıl adıyla Lawrence Tureaud) Rocky'e meydan okur! Başarıya aç, isimsiz bir boksördür bu ve zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi yoktur. Rocky ilkin bu maçı kabul etmek isterse de, antrenörü Mick karşı çıkar: "Sen artık uysallaştın, uygarlaştın.. O ise hala aç ve vahşi.. Onun karşısında şansın yok..." gibi laflar ederek Rocky'i şaşırtır. "Ben şampiyonum.. Şu kadar zamandır yaptığım bütün maçları kazandım.." diye itiraz etse de, Mick nihayet baklayı ağzından çıkarır: "Sen öyle sanıyorsun. Ben hep senin yenebileceğin tarzda adamları ayarlamıştım.."

Mick'in ağır hasta olduğunu da bu sıralarda öğreniriz. Rocky meydan okumalara ve kışkırtmalara daha fazla dayanamaz (bir keresinde Mr.T herkesin ortasında Rocky'nin karısı Adrian'a "Senin kocan bir korkak.. Gerçek bir erkek istiyorsan bana gel.." deyince Rocky'nin sigortaları atar. Yani kimin atmazdı ki?) ve Clubber Lang ile ringe çıkar. Mr.T gerçekten sert dövüşmektedir ama Rocky'i asıl yıkan şey, Mick'in maçın orta yerinde ölüvermesi olur. Rocky'de ne moral kalır ne de cesaret.. Maçı Clubber Lang kazanır.

Bu maçtan sonra Rocky bunalıma girer: "Demek ki kazandığım herşey sahteymiş.. Kavanoz dipli yalan dünya.. Artık Mick de yok.. Ben ne olacağım?" diye düşünürken, Rocky I ve Rocky II'den tanıdığımız Apollo Creed gelir Rocky'i bulur. "Sen hakikaten uygarlaştın ve yumuşadın. Tekrar en baştan başlamalısın. 'Kaplan Gözü' ile bakmayı öğrenmelisin.." der ve Rocky'i tutar kendi memleketi California'ya götürür. Artık Rocky ve Apollo sıkı dost olmuşlardır ve beraber çalışmaya başlarlar.

Çalışmaların bir aşamasında Rocky gene bunalıma girer ve 'korktuğunu' kendisine ve karısı Adrian'a itiraf eder. Onu bu bunalımdan kurtaran gene Adrian olacaktır: "Korktuğunu biliyorum. Ama git ve korkunla yüzleş. O adamla bir daha ringe çık. Yenilsen bile sen benim sevdiğim adamsın. Ama ringe çıkmazsan bu korku ve pişmanlık seni ömrünün sonuna kadar yiyip bitirecek.." der. (Bu filmin verdiği en önemli mesaj budur : Çık ve kendi korkunla yüzleş! Yoksa hayatının geri kalanında acı çekeceksin..)

Apollo Creed'in antrenörlüğünde California'da çalışmalarını sürdüren Rocky artık korkusuyla yüzleşmeye hazır hale gelir ve Clubber Lang ile ringe çıkar.. (Bu maç öncesi Apollo, Rocky'e bir jest yapar ve uğurlu şortunu Rocky'e hediye eder: Şu Amerikan bayrağı desenli meşhur şort.. Dört Rocky filminde de görünmüştür bu şort: ilk iki filmde Apollo Creed'in , 3. ve 4. filmlerde Rocky'nin üzerinde olarak)

Clubber Lang çok güçlü bir boksördür ama hiçbir maçı 15 round'da bitirmemiştir. (Rakibini hep daha önce nakavt ettiği için) Rocky özel bir taktikle bir temiz sopa yer ama sürekli olarak rakibini "Hepsi bu kadar mı? Gel hadi gel.." diye kışkırtır ve yorar. Bu taktik işini Apollo ilk başta kavrayamaz.. "Ne yapıyorsun? Çekilsene adamın önünden.." diye bağırır.. Rocky ise "Yemin ederim, ne yaptığımı biliyorum. " deyince Apollo duruma uyanır ve "Konuşma o zaman, git yap!" der. İki eski rakip ve şimdi iki sıkı dost olan Apollo ve Rocky arasındaki dostluk ve güven seyircinin belleğine bu jest ve dialoglarla kazınır.

Maçın onunda Rocky yalnızca ünvanını değil, cesaret ve özgüvenini de tekrar kazanmıştır. Filmin soundtrack'i "Eye of the Tiger" jenerikte tekrar çalmaya başlar.


Rocky III ve IV filmlerinin soundtrack'lerinde yer alan iki şarkı, Eye of the Tiger ve Burning Heart şarkıları için lütfen TIK'layınız