Tanrım Beni Baştan Yarat

Yansiklopedi sitesinden
Atla: kullan, ara

Tanrım Beni Baştan Yarat, Üzeyir (ya da Osiris) için birçok şarkıcının yürekten yakarışla seslendirdiği, hikâyesi aslında bilinmeyen bir târih öncesi döneme kadar uzanan sırlı bir şarkıdır.

Milyonlarca Sene Önce

Osiris (nâm-ı diğer Üzeyir) kardeşi Set tarafından on dört parçaya ayrılınca, içinden bu şarkının sözleri geçmişti. Ama o zamanlar Türkçe diye bir dil olmadığı ve geçen milyonlarca sene içinde Osiris'in dili unutulduğu için kimse şarkının orijinal güfte ve bestesini bilmemektedir.

Osiris ya da Üzeyir, paramparça olduktan ve yemyeşil dirildikten sonra

Rivâyete göre Set, Osiris'i paramparça edince Osiris, Aten'e yürekten bir yakarışla şu duâyı etti:

Hep terketti sevdiklerim,
Paramparça dünyam benim,
Baştan yarat ellerimi,
Baştan yarat gözlerimi,
Baştan yaz şu kaderimi,
Tanrım beni baştan yarat

Bunun üzerine Aten, İsis'e bir tılsım öğretti ve onu Osiris'e gönderdi. İsis, aşağıdaki tılsımı okuyarak Osiris'i diriltti:

Henüz doğmamış olan Kadının ismini ve onun babasız doğacak Oğlunun ismini ve onun ölüleri diriltmek için okuyacağı İsm-i Âzam'ı vesîle edinerek ve Aten'in bana verdiği müsaade ile seni bu dünyâya geri çağırıyorum. Kalk Üzeyir! Ayağa kalk!

Binlerce Sene Önce

Vampir Günlükleri’nde anlatıldığına göre Ketsiya, Silas'ın Amara'ya aşık olduğunu ve ikisinin birlikte ölümsüz olmaya karar verdiklerini öğrenince Amara'ya daha önce hiçbir kadının başka bir kadına yapmadığı akla hayâle gelmeyecek bir intikam planı kurdu ve bunu başarıyla gerçekleştirdi. Ketsiya, Amara'yı olağandışı yaratıkların (Kurtadamlar, Vampirler, Cadılar ve daha nice acâyib-i garâib bilumum mahlûkatın) kendilerine mahsus doğaüstülerin berzah alemine geçiş yaparken kullandıkları bir eşiğe dönüştürdü. İntikamın asıl can alıcı ve kahredici kısmı ise şuydu: Ne zaman bir anormal ölse, kendi berzahına gitmeden önce Amara'ya dokunmak zorundaydı, çünkü o Doğaüstülerin Berzahı'nın kapısıydı. Amara ise her ölen doğaüstünün ölüm acısını onlarla birlikte yaşamaya başladı. Böylece Amara, binlerce sene boyunca binlerce -hattâ yüzbinlerce kere- öldü, öldü ve öldü.. Ketsiya'nın acımasızca gülerek anlattığına göre Amara acı acı şu sözleri mırıldanmaya başladı:

Yâ Rab! Beni baştan yarat
Sabır taşı yaptın beni
Her belâya kattın beni
Ne yapayım böyle beni
Tanrım beni baştan yarat
Hep terketti sevdiklerim
Paramparça dünyâm benim
Baştan yarat Tanrım beni

Amara, içten içe bu yakarışla haykırırken, o sırada Ketsiya'nın (Qetsiyah) onu hapsettiği yerin yanından geçen bir Yahudi Rabbisi, Amara'nın kendisine seslendiğini zannederek Yeruşalim'e giderek, Kutsalların Kutsalı denilen odaya gizlice girerek Amara için duâ etmeye başladı. Rabbi, duânın coşkunluğu ve aslâ girmemesi gereken bir odada yakalanmanın korkusuyla duâ ederken ne dediğini bilmiyordu. O şöyle duâ ettiğini zannediyordu:

"Ey Hayat Sahibi Olan! Büyük bir lânete mâruz kalmış olan Amara'ya telâffuzu yasak olan isminle tecellî eyle, onu yeniden ve yeniden yarat!"

Solda Tamara'nın aslı Amara, ortada Transilvanya'ya adını veren Silas, en sağda Karadeniz kalpli Ketsiya (Qetsiyah)

Hâlbuki hahamın gerçekte söylediği şuydu:

"Ey Hayat Sahibi Olan! Büyük bir lânete mâruz kalmış olan Amara'ya telâffuzu yasak olan isminle tecellî eyle, ondan yeniden ve yeniden yarat!"

Bu şaşkın hahamın duâsıyla doppelgänger (okunuşu [dapılgengır]) geleneği doğdu. YHWH Amara'nın doppelgängerlarını yaratmaya başladı.

Amara'nın hikâyesi târih boyunca akıp gelen Türkçe geleneğinde de şöyle ifâdesini bulmaktadır:

İnsanlar çift yaratılmıştır